Kırıldığını Anlatan Sözler
Kalbimi kırmak suya yazı yazmak kadar zordur. Kalbimi düzeltmek ise gece doğan güneşe dokunmaya benzer. Sen o suya yazı yazdın, şimdi güneşin doğmasını bekle!
En çok sana kırılıyorum diyemediğimizden, bir tek sana kızamıyorum dediğimiz anlar vardır.
Bazı insanlar kırmaktan korkarlar; çünkü kırılmak ne demek iyi bilirler. Dostoyevski
Kırıldığını belli etmeyen insanları üzmeyin. Çünkü onlar sizi kaybetmemek için susar, aptal oldukları için değil.
Susmak, sadece içindeki haykırışların duyulmasından korkmaktır.
Dokunma bana öyle çok kırıldım ki her kelimem bir yerini kesebilir.
Kırgınlık değil içimdeki sevgilim. Sadece sözlerin dokundu yüreğime inceden. Dal kırıldığı yerden, insan da kırıldığı kalpten koparmış.
Dal istediği kadar güçlü olsun, rüzgâr istediği an kırabilecek güçtedir. Sen istediğin kadar güçsüz ol, kalbimi kıracak kadar güçlü sözlerin.
Kırıldığım zaman akıttığım gözyaşlarım, ruhumun yaz yağmurudur.
Oysa ne çok şey var sana diyemediğim, suskunluğumda.
Küsmek ayrı, kırılmak ayrı. Ben seni sildim!
Tek başına hayatı öğrenen bir insanı kimse yokluğuyla korkutamaz.
Ey can! Kimseyi kırma, sözden ağırı yoktur. Beden çok yükü kaldırır ama gönül her sözü kaldıramaz! Mevlâna
Artık kopardığın papatyalara sorarsın, hani sevecekti, diye!
O da o kadar doğru bir seçim değilmiş demek ki. Boş ver be dostum.
Kırdıysa sessiz kal. Sessizliğinden kırıldığını anlamıyorsa, onsuz kal.
İnsan odun değil ki; kırıldığı zaman ses çıkarsın. Mevlâna
Kızgınlık geçer de kırgınlık ne olacak?
Ben sadece sevmeyi biliyorum, unutmayı öğrenemedim.
Öyle sevdim ki seni, beni gören herkes yerinde olmak istedi. Ama kimse benim yerimde olmak istemedi.
Kırık kalplerin hikayesi kısa olur. Ne oldu? Derler. Hiç, dersin biter.
Önemsedikçe, yitirdiğim insanlar var.
Değmiyor bazen, uğruna yorulduklarımız. Nazım Hikmet
Öfke, kızgınlık gelip geçiyor da kırgınlık hiçbir yere sığmıyor.
Kalbini kırıyor diye üzülme, belki de hak etmediği yerden çıkmak istiyordur.
Bunu sana yazdığımı bilmezsin, bir yabancı şarkı gibi dinlersin.
İki kelime yetiyor seven kalbi kırmaya, sonra roman yazsan ne fayda!
Ah ne acıdır! O toz konduramadıkların için toz kadar değerin olmadığını anladığın an!
Çok güçlüsün, her şeyi içine atıyorsun, dedi. Elimi sol yanıma götürerek, burada neler oluyor biliyor musun, dedim.
Hıçkıra hıçkıra ağlattın ya beni ölsem de unutmam seni.
Buruk kalbim düzülmez bu sözlerinle asla, sana ben inandım sevdim ama sen harcadın beni, sevgi yolunda dönme bana bir daha.
Sessizliğin duyulur bomboş odamda, dokunsalar ağlarım.
Kim ne derse desin içimdeki kırgınlıklar bir tatlı söz ile bir gülüşle geçmez. Hayat kırmış beni, sende kır çok görmem.
Öfke, rüzgâr gibidir. Bir süre sonra diner ama birçok dal kırılmıştır bile. Mevlâna
Hani derler ya; insan sevdiğine hiç kırılır mı? Aslında insan en çok sevdiğine kırılır!
Keşke kendini bırakıp gitse insan; ama olmuyor! Can Yücel
Kalbin kemiği yok diye kırılmaz mı sandın?
Güvensiz kalplerimizi karakteri bozuk insanlara borçluyuz.
Gittim! Şimdi bir mevsim değil, bir hayat girdi aramıza, ne sen dönebilirsin artık geriye, nede ben kapıyı açabilirim sana.
Artık hiçbir şeye eskisi kadar üzülmüyorum. Herkes kendine yakışanı yapıyor, diyorum, konu kapanıyor.
Gözlerimden tut da ciğerlerime kadar kırgınım. Can Yücel
Ey benim hasta gönlüm haddinden çok üzüldün dün yoksa bugün gelmez yarın ağlama değmez.
Yazıyorum, çünkü içimde susturamadığım bir ses var içimde.
Belki de dilinden bu şarkı düşmez, dilin söylese de gönlün hissetmez.
Artık yazdıklarımda arama kendini! Çünkü ben, suskunluğuma gömdüm seni.
İçten kırılmak ince bir sestir. Onu yalnız Allah duyar.
Bazen kırılsam da susuyorum. Kırmaktan korktuğum için. Mevla kalbi kırık eylesin de; kalp kıran eylemesin.
Her şeyin kadar değil değeri kadar seveceksin. Çünkü beklentin ne kadar çok olursa o kadar kırılırsın.
Sana da kırgınım papatya. Bir seviyorumu sığdıramadın onca yaprağına. Can Yücel
Ümitleri kırılan insanlar, kanatları kırılan kuşlara benzer.
Kırgınım. Kime olduğunu, neden olduğunu bilmeden… Belki hayata, belki kendime, belki de kıymet bilmeyen herkese.