Reşat Nuri Güntekin Sözleri
Sen yine de bir parça benimdin, ben bütün ruhumla senin.
Derler ki; aşk, birine seni yok etme kudreti verip, bunu kullanmama hususunda ona itimat etmekmiş.
İnsan ancak kaybettiği yahut kaybetmek üzere olduğu şeyleri böyle birdenbire sevmeye başlar.
En uzun, en çaresiz geceni düşün. Sabah olmadı mı?
İnsan için, her şeyi söylerler. Ne çıkar? Elverir ki, vicdanı temiz olsun.
Sarı insanların hepsi vefasız oluyor, hepsi insanı başka türlü üzüyor.
Düşmesini istemeyen, zamana ayak uydurmasını bilmeliydi.
Onun fikrinde insanlar, yalnız yaptıkları işten, düşündükleri şeyden değil, gördükleri rüyadan bile mesuldürler.
Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat.
Çalışmak, bütün ruhuyla, kendini başkalarına vermek ne güzel şey!
Bir hayale esir olan insanlar delilerin en büyükleridir.
Zaten kafaları değiştirmeden idareyi değiştirmek öyle pek tamah edilecek bir netice vermiyor.
Çok sevmek yetmez mühim olan güzel sevmek.
Ölüm öyle bir şey ki insanı en büyük düşmanlarıyla barıştırıyor.
Hastalar gibi, mesut olanlara da geceler öyle uzun geliyor ki.
Hokkabazın yumurtasında olduğu gibi, sözlerde de meseleler iç içedir.
Dünyada, bir parça iyilik edebilmekten daha güzel bir şey olmuyor.
Ayrılık, kuvvetli aşkları büyütür, hasta olanları büsbütün öldürür.
Saklamaya çalışma nafile. Sevda, çocuk gözlerinden uyku gibi akıyor.
Acımak bir süre sonra hissizleştiriyor insanı.
Bir zehri insan, bir kere yutmalı ya ölür ya kurtulur.
Mektepteyken hayallerimiz olmayacak rüyalarla doludur. Sonra hayat birer birer onların icaplarına bakar.
Yalnızlık haddizatında insana güç gelen bir şeydir.
Yaşamak hakikaten doyulmayacak kadar tatlı bir şey.
Ne arsız gönlüm var benim? Etrafımdaki insanları ne kadar çabuk seviyorum.
Yara sıcakken acımaz, hemşireciğim. Hele bir kere soğumaya başlasın. Sen bak, seyret o kızcağız nasıl yanıp yakılacak?
Saadeti saklamak, derdi saklamaktan çok daha güç.
Yürümeye başlamış fikirleri yollarından alıkoymak mümkün değildir.
Siz beni insanlıktan, saffetten, samimiyetten, sevdadan iğrendirdiniz.
Hiçbir kadın bu kadar derin bir duygu ve ihtiyaç ile sevilmemiş, aranmamış ve düşünülmemiştir.
Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey olursa kendisi kim bilir neydi?
İnsan ne kadar acı olursa olsun bir mecburiyeti kabul ettikten sonra içine sükûn ve tevekkül geliyor.
İnsan sevdiğinden uzak olursa onun sitemlerini bile hoş görür.
Fakat yüreğimdeki gizli yaralar vücudumdakilerden çok daha derindi.
Üşümek mi? İnsanın içinde güneş yanarken üşümek mi?
Kolayca teselli edilecek dert insanı böyle ağlatmaz.
Evet, insanın bir cenaze arkasında yürüdüğü zaman, dünya hırslarından en temizlendiği zamandır.
Galip insanlar için iyi ve merhametli olmak ne kolay ve şık bir jesttir.
Hiçbir şey maziyi musiki parçaları kadar kuvvetle canlandırmıyor.
En eski tarihlerden beri din, daima zulme ve fesada alet olmuştur.
Memleketin ancak okuyup yazmakla kurtulacağına inananlardanım.
İnsan birini sevmek felaketine uğradı mı esir gibi bir şey oluyor.
Evet, bu uçsuz bucaksız yolda ne kadar ilerlerseniz dönüp dolaşıp hep aynı yere varacaksınız.
Ne bileyim, insan kalbi, öyle anlaşılmaz bir şey ki!
Her şeye rağmen sen bir parça benimdin. Ben bütün ruhumla senin.
Felaketi ağır ağır haber vermek testere ile adam kesmeye benzer.
Artık kalbim öldü. Sevmeye kudretim kalmadı.
Halis muhabbet kavgasız, gürültüsüz olmaz derler.